Bunu duyan Clara kıskançlıktan geberdi.

Lisede bir hocam vardı benim. Hale hocam(vazgeçtim kurallar umurumda değil bu kez) o demişti bu kadını inceleyen çok az insan var ülkemizde ve iki kişi hariç hepsi intihar etti diye.

ne intihar mı anammmmm hemen inceleyeyim derken derinliklerinde boğuldum amına kodumun karısının.

benim nesilimle alakalı mı yoksa kadınların genel bir sorunu mu bilmiyorum ama hepimiz acı çekmeye ya da ne bileyim intihara teşebbüs edip ilgi çekmeye meraklıyız sanırım. okuduklarımızın çok etkisinde kalıyor, onları yazanlar gibi davranıyor da olabiliriz. daha önce de çok kez bu ilgi çekme çabasından bahsetmiştim zaten.

ama bu öyle değil ya. şimdi çok iyi anlıyorum hale hocanın demek istediğini. hatta şu anda onu aramak ve anladım amk ben de anladım diyebilmek istiyorum.

gelenekselleşmiş bir tumblr kızı muhabbeti var malum. ama bu öyle değil gençler ya. yaşamış amk anladınız mı yaşamış yani. ölümü ona çok yakışmış. ilk defa bir ölüm birisine çok yakışmış

çalıştığım yerde bir yanda biram bir yanda sigaram onu düşünüyorum şu an. kızıyorum da salağa. böylesine bir “tanrı”yı nasıl yok etti diye kızıyorum. yaşaman gerekiyordu senin gerizekalı diye bağırasım geliyor. kendimi senin kadar iyi anlatan yok diye çıldırasım geliyor.

yaşadığın saçma sapan ilişkini de aileni de anlıyorum da be salak kendine neden yazık ettin diyorum. çok kinci bir insanım ben de. belki de bende aynı boku yapardım. ki yaptım da. saçma olduğunu da çok iyi anladım. bilmiyrum amk ben mı saçmalıyorum.

şu an tek istediğim seni izlemek, seni okumak be kadın

bu kadehimi de sana kaldırıyorum 

beni duy istiyorum

daha sana çok yazıcam

bundan sonra herşeyi sana yazıcam

sen bunu ağzıma sıç diye yazdın biliyorum

gene yaptım, gene yaptım işte.
on yılda bir kere
beceririm bunu ben –

bir çeşit ayaklı mucize, tenim
bir nazi abajuru kadar parlak,
sağ ayağım

kağıt üstüne ağırlık,
yüzüm hiçbir özelliği olmayan, halis
yahudi keteni, en incesinden.

kaldır o örtüyü
sevgili düşmanım.
korkuttum mu yoksa?

göz ve burun oyuklarımla, otuz iki dişimle?
sasımış soluğum
yok olur gider bir günde.

pek yakında, evet pek yakında
mezar inimin yediği etim
gene üstümde olacak eve gittiğimde.

bir kadın olacağım yine, yüzümde gülümseme.
otuzundayım daha.
kedi gibi dokuz canım var hem de.

bununla üç etti.
ne pis iş bu
silip, yok etmek her on yılı böyle.

milyonlarca lif, milyonlarca.
ağızlarında fındık fıstık çatur çutur, itişip
kakışıyor kalabalık, görmek için ellerimin, ayaklarımın

açığa çıkarılışını.
baylar, bayanlar !
böyle striptiz görmediniz.

bunlar ellerim.
bunlar da dizlerim.
bir deri bir kemiğim belki,

ama, aynı kadınım işte, tıpatıp aynı.
ilk kez olduğunda on yaşındaydım ben.
kazaydı.

ikincisinde, işi bitirmeye
ve bir daha dönmemeye öyle kararlıydım ki.
kapatmıştım kendimi,

sallanıyordum deniz kabuğu gibi.
seslenmek, durmadan seslenmek, bir de ayıklamak
zorunda kaldılar üstüme inciler gibi yapışmış kurtları.

ölmek,
herşey gibi, bir sanattır,
bu konuda yoktur üstüme.

öyle ustaca yaparım ki cehennem gibi gelir.
öyle ustaca yaparım ki gerçekmiş gibi gelir.
bir talebim olduğunu bile söyleyebilirsiniz.

öyle kolay ki bir hücrede bile yapabilirsiniz.
öyle kolay ki yaparsınız ve kımıldamazsınız.
benim canıma okuyan

aynı yere, aynı surata,
aynı şaşkın, hayvansı
“bu bir mucize ! mucize!”

haykırışlarına güpegündüz
görkemli bir dönüş yapmak.
bir bedeli var

yaralarıma bakmanın, kalp atışlarımı
dinlemenin bir bedeli var –
tıkır tıkır çalışıyor işte.

bedeli var, hem de ne bedeli var,
bir sözcüğümün ya da bir dokunuşumun
ya da kanımdan bir damlanın

ya da saçımın bir telinin ya da bir parçasının elbisemin.
ya, işte böyle, herr doktor.
işte böyle, herr düşman.

beni siz yarattınız.
ben sizin kıymetli eşyanız.
eriyip bir çığlığa dönüşen

som altından bebeğiniz.
dönüyor, yanıyorum.
yüksek alakalarınızı küçümsüyorum sanmayın.

karıştırıp durduğunuz
küller, küller –
et, kemik, yok orada başka bir şey –

bir kalıp sabun,
bir alyans,
bir de altından diş dolgusu.

herr tanrı, herr şeytan
aman dikkat
aman dikkat

ben diriliyorum, kalkıyorum işte
küllerin arasından kızıl saçlarımla
ve insan yiyorum, hava solurcasına.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
21 plays

son zamanlardaki favorim

Çoğu insan bazı şeylerin yanlış olduğunu görmek için neden hep birisine ihtiyaç duyuyor anlamıyorum. Yanlışsa yanlıştır amınakoyayım. Sana doğru gelmiyorsa yapmazsın. İlla birilerinin mi söylemesi gerekiyor bilmiyorum.

Bu aile sevgisi eksikliği mi yoksa hep aile fertlerimize benzeyenleri seçmemizden mi bilmiyorum ama gerçek hayatta bu böyle değil dostlar. Hiç bir insan annen baban gibi koruyup kollamayacaktır seni. Onlardan doğdun lan heralde onlar destek çıkacak sana. Onun gibi davranan ya rol yapıyordur ya da bi süre sonra siktir olup gidecektir şunu bi öğren.

Kimse kimseyi çekmek zorunda değil bu hayatta. Karşındakinin sorunları yokmuş, hayata tek küsen, hayattan tek çeken senmişsin gibi davranıp etrafındakilerin beynini sikmeyi bırak artık çocuk.

Depresyon numaralarını geç artık çocuk. Aradığın şevkat birisini dinlemekle, birisini sevmekle, anlamakla gerçekleşiyor amk bu kadar mı salaksın?

Şimdi biz şöyle bir işe kalkıştık,

Şu an birşeyler yazmıyor oluşum, yazmayacağım anlamına gelmiyor gençşler.

Derin'le sevgili misin?
Anonymous

Nalaka, derin birisiyle birlikteyim ama adı Derin değil. Derin kankigülüm olur.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
20 plays

Kimse sahip olduğun o güzel suratı siklemiyor. Bir gün çok güzel bir yer bulacaksın diyor.

Her gece dusundugum iki sey var; birincisi babam beni goruyorsa benden nefret ediyordur. Ikincisi keske babam burada olsa da ondan nefret edebilsem.